Biz insanlar
sınırlar koymayı çok severiz. Ülkelerin sınırları vardır, bir de sınır
kapıları, dünyamızı o sınır kapıları kadar küçültmeyi severiz. Sonra bir arsa
alırız mesela, hemen etrafını çitle çevirir, sahipliğimizi belli ederiz,
kendimize derme çatma da olsa bir kapıcık yaparız. Sonra o bahçeden dışarı
uzanan dallar, göz hakkı mıdır değil midir üstüne tartışırız. Evlerimiz dört
duvar, sınıflarımız dört duvar, sıralarımız dört köşe… Hep bir mülkiyet hep bir
aidiyet derdimiz var bizim.
